Aslı, Vefa’nın tarihi dar sokaklarından birinde, asırlık bozahanenin hemen karşısındaki dik yokuşta ahşap bir binanın saçak altına sığınmıştı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden dereceyle mezun olduktan sonra, Tarihi Yarımada’daki ahşap ve kâgir sivil mimarlık örneklerinin belgelenmesi üzerine özel bir projede göreve başlamıştı. Ancak projeyi üstlenen yüklenici firma, kamu fonundan aldığı hakedişi çektikten hemen sonra şirket hesaplarını boşaltıp kayıplara karıştı. Aslı hem altı aylık emeğinin karşılığı olan telifini alamadı hem de saha ölçümleri için kiraladığı hassas lazer tarayıcıların yüklü borcuyla tek başına ortada bırakıldı.
Eylül ayının dondurucu ve nemli poyrazı Şehzadebaşı üzerinden esip Vefa sokaklarında uğuldayarak geçerken, cebinde kalan son bozuk paralarıyla ne yapacağını düşünüyordu. Fatih’te kiraladığı küçük oda için ev sahibi gün bitmeden ödeme yapılmazsa kapının kilidini değiştireceğini ilan etmişti. Sırt çantasında sadece su geçirmez kılıfa sardığı röleve paftaları, çizim kalemleri ve kişisel eşyaları vardı. Süleymaniye Külliyesi’nin heybetli siluetine bakan taş kaldırımda otururken gözyaşlarını tutamadı. Şehrin bu en eski dokusunda kendini yapayalnız hissediyordu.
Gözyaşlarını silip çantasından çizim defterini ve gönyesini çıkardı. Cılız sokak lambasının sarı ışığı altında, Vefa’nın cumbalı ahşap evlerini ve cumbalardaki ahşap eli böğründeleri kendi geliştirdiği teknikle kâğıda dökmeye başladı. Kalem kâğıda her dokunduğunda içindeki çaresizlik mesleki bir tutkuya dönüşüyordu. O sırada sokaktan geçen ve Vakıflar Genel Müdürlüğü adına semtteki ahşap yapıların restorasyonunu denetleyen kıdemli bir restoratör mimar, kaldırımda titreyerek pürüzsüz mimari paftalar çizen Aslı’yı fark etti. Kâğıttaki çizim kalitesini ve ahşap detaylarındaki hassasiyeti gören mimar, genç kadına Tarihi Yarımada Ahşap Restorasyonu Projesi’nde uzman röleve çizim koordinatörü olarak çalışma imkânı sağladı. Aslı, Vefa’nın tarihi atmosferinde İstanbul’un ona pes etmeme gücünü bahşettiğini anladı.
Kuleli Askeri Lisesi Kıyısında Gece Yarısı ve Kayıp Harita Kodları
Efsun için İstanbul, Çengelköy ile Vaniköy arasında uzanan Kuleli Askeri Lisesi’nin heybetli duvarlarına vuran hırçın Boğaz dalgalarından ve erguvan ağaçlarının gölgesinden ibaretti. Harita Mühendisliği ve Jeodezi Bölümü mezunuydu; Boğaz kıyısındaki tarihi dolgu alanlarının ve rıhtımların kayma risklerini coğrafi bilgi sistemleri (CBS) üzerinden analiz eden bağımsız bir araştırma ekibinde yazılımcı olarak çalışıyordu. Ancak ekibin yöneticisi olan mühendis, projenin telif haklarını ve yazılım kodlarını başka bir firmaya satıp Efsun’u haksız yere projeden uzaklaştırdı. Efsun hem aylardır gecesini gündüzüne katarak geliştirdiği algoritmalardan mahrum bırakıldı hem de sektörde adı haksız yere lekelendiği için yeni bir iş bulamaz hale geldi.
Gece saat üçte, Kuleli Koyu’ndaki ahşap balıkçı iskelesinin basamağında tek başına oturuyordu. Sonbahar yağmuru Boğaz’ın kapkara sularına damlarken üzerindeki ince trençkot sırılsıklam olmuştu. Üsküdar’da kaldığı pansiyonun odasını ödeyemediği için eşyalarını tek bir sırt çantasına sığdırıp çıkmak zorunda kalmıştı. Cebinde sadece ertesi günün vapur parası duruyordu. Karşı yakadaki Beşiktaş ışıkları pusu arkasında süzülürken geleceğe dair tüm umutları kararmıştı.
Yazıda anılan işletmeler
Ticari veya sponsorlu bağlantılar şeffaf biçimde etiketlenmiştir.
Kaynaklar
Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.