İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Dar Gelirli Ailenin Hırçın Escort Kızı Ayla

Akşamüstü Moda Burnu’ndan Marmara Denizi’ne ve batan güneşin turuncu ışıklarına bakan Ayla, bu şehrin kendisini sınamak için önüne çıkardığı her engelin, hayallerini daha da sağlamlaştırmak için bir fırsat olduğunu çok iyi biliyordu.

Mart ayının başlarında Marmara’dan Moda Sahili’ne vuran sert poyraz rüzgârı Kadıköy’ün tarihi sokaklarında yankılanırken, Ayla kucağındaki ağır ahşap taşıma sandığını ve çelik yontu kalemlerini sıkıca tutarak Moda Burnu’ndan Caferağa’ya uzanan dik taş yokuşu tırmanıyordu. İstanbul Teknik Üniversitesi Görsel Sanatlar Bölümü yüksek lisans öğrencisi olan Ayla, Nevşehir’in Kapadokya killi topraklarından İstanbul’a, kızıl seramik çamurunu Marmara’nın doğal deniz taşlarıyla birleştirerek modern heykelsi formlar üretme hayaliyle gelmişti. Yeldeğirmeni’nin arka sokaklarında, tavanı akan ve nem kokan eski bir depo dairesinde yaşıyor; geceleri Moda Caddesi’ndeki küçük bir sahaf cafe'de masaları silip kahve pişirerek hem ev kirasını ödemeye hem de seramik çamuru ve fırınlama maliyetlerini karşılamaya çalışıyordu.

O gün, hayatının seyrini belirleyecek en kritik sergi seçmesi vardı. Kadıköy Belediyesi’ne ait tarihi Süreyya Operası Fuayesi'nde düzenlenecek olan "Marmara’nın Taşları ve Toprağın Formu" sergisi için hazırladığı, pişmiş kırmızı kilden yoğurup üzerine deniz kabuğu ve doğal kuvars taşları gömdüğü devasa "Moda Dalgaları ve Toprak Ana" heykelini jüriye teslim etmesi gerekiyordu. Eğer eseri sergiye kabul edilirse hem Avusturya’daki Viyana Sanat Akademisi’ne burslu araştırmacı olarak gidecek hem de aylardır ödeyemediği birikmiş ev kirasını ve borçlarını ödeyebilecekti. Günlerdir uykusuz kalmış, seramik fırınının karşısında elleri kuruyup çatlayana kadar o narin heykeli şekillendirmişti.

Ancak Moda Sahili’nden tramvay yoluna doğru çıkan kaygan Arnavut kaldırımı sokakta yürürken, yokuş aşağı kontrolden kaçan bir patenli kurye Ayla’nın üzerine doğru savruldu. Anlık bir refleksle kaldırımdaki taş duvara doğru sıçrayan Ayla, dengesini kaybederek sert bir şekilde yere kapaklandı. Kucağındaki ahşap sandık fırlayıp taş basamaklara çarptı. Sandığın kapağı açıldı; haftalardır emek verdiği o narin seramik heykel, sert zemine sekerek birkaç parçaya bölündü, üzerindeki kuvars taşları sokağın kenarındaki çamurlu su birikintisine saçıldı.

Ayla, dizlerindeki ve ellerindeki sıyrıkların acısını hissetmeden, çamurun içinde parçalanmış kırmızı çamur formuna bakarak donakaldı. Uykusuz geçen geceleri, kuruyan parmakları ve kurduğu tüm gelecek hayalleri saniyeler içinde o su birikintisinde dağılıp gitmiş gibiydi. Ağlamaktan nefesi kesilen genç kız, Kadıköy’ün bu rüzgârlı sokağında ne kadar yalnız olduğunu hissetti.

O sırada sokağın hemen karşısındaki eski bir heykel ve döküm atölyesinden çıkan, Moda’nın emektar heykeltıraşı "Taşçı Agop Usta" kızın çaresizliğini fark etti. Dükkânından çıkıp Ayla’yı kolundan tuttu, omuzlarına alçı ve mermer tozu kokan önlüğünü örterek onu kütük sobasının gürül gürül yandığı atölyesine götürdü.

Agop Usta, Ayla’ya dumanı tüten bir bardak sıcak çay uzattıktan sonra kırılan seramik heykeli inceledi. "Toprak kırıldı diye form kaybolmaz kızım," dedi gülümseyerek. "Eski heykeltıraşlar çatlayan kili atmazdı; kırık çatlakların arasına erimiş pirinç ve eritilmiş altınyaldızlı reçine doldurur, o çatlağı eserin en güçlü çizgisine dönüştürürlerdi. Heykelin karakteri, geçirdiği kazanın izindedir."

Agop Usta, atölyesindeki ısıtılmış reçineyi, gümüş tozu karışımını ve hızlı sertleştiricileri çıkardı. Ayla, ustanın rehberliğinde titreyen elleriyle kırılan seramik parçalarını birleştirdi; çatlak hatların arasına parlak gümüş ve pirinç dolguları enjekte ederek heykele büyüleyici bir "Kintsugi" dokusu kazandırdı. Derin çatlaklar, Moda Sahili’ne vuran fırtınalı dalgaların masalsı ışık çizgilerine dönüştü.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. istanbulgeceyasami.icuistanbulgeceyasami.icu