İçeriğe geç
Şehir Rehberi

Sert Seven Escort Damla

Balat’ın renkli ama dökülen binaları arasında, Haliç’e doğru inen dik ve dar bir sokakta Damla, sırtındaki ağır gitar kutusuyla adımlarını hızlandırdı. Akşam karanlığı çöküyor, mahallenin parke taşlarından yükselen soğuk buhar ayak bileklerini sarıyordu.

Damla, konservatuvarın piyano bölümünü kazanıp İstanbul’a gelmişti ama ailesinin maddi durumu bozulunca eğitimini askıya almak zorunda kalmıştı. Şimdi ise Balat’ta nemli, tek odalı bir bodrum katında kalıyor; geçimini sağlamak için akşamları Kadıköy ve Beşiktaş arasındaki vapurlarda veya Beyoğlu’nun sokaklarında gitar çalıp şarkı söylüyordu.

Ancak o gün şans yüzüne gülmemişti. İstiklal Caddesi’nde zabıtalar enstrümanını toplamasını söylemiş, gün boyu topladığı üç beş kuruş telin üzerine basan bir kalabalıkta kaybolup gitmişti. Üstelik kaldığı evin ev sahibi, yarın sabaha kadar vadesi geçen iki aylık kirayı ödemezse eşyalarını sokağa koyacağını mesajla bildirmişti.

Yorgunluktan ve açlıktan bitkin bir halde Balat’taki evine dönerken, mahallenin meydanındaki tarihi Fener Rum Lisesi’nin kırmızı tuğlalı heybetli gölgesine baktı. Cebinde sadece bir çay parası vardı. Tam o sırada, sokak arasındaki küçük bir sahafın kapısında yaşlı bir adamın kitap koli paketlerini taşımakta zorlandığını gördü. Yağmur çiselemeye başlamıştı ve koli ıslanırsa içindeki eski baskı kitaplar mahvolacaktı.

Damla hiç düşünmeden koşup kolinin diğer ucundan tuttu. Birlikte kutuları dükkânın kuru köşesine taşıdılar. Sahaf Sahaflar Derneği’nin emektarı Selim Bey’di. Selim Bey, nefes nefese kalmış kızın elindeki nasırlara ve gözlerindeki çaresizliğe baktı. "Sağ ol kızım, bu yaşta belim elvermiyor," dedi. Ardından dükkânın köşesindeki üzeri tozlanmış, eski bir kuyruklu piyanoyu gösterdi. "Dükkâna dekor olsun diye aldım ama akordu bozuk, çalmayı bilen de yok."

Damla’nın gözleri parladı. İzin isteyip piyanoların tuşlarına dokundu. Akordu gerçekten bozuktu ama Damla, kulak yeteneğiyle hangi tuşun nasıl bir ses vereceğini kestirerek Chopin’in bir nocturne'ünü çalmaya başladı. Balat'ın o sessiz, yağmurlu sokağı bir anda büyülü bir melodiyle doldu. Dükkânın önünden geçen birkaç turist ve mahalleli durup dinlemeye başladı.

Şarkı bittiğinde Selim Bey gülümsedi: "Her akşam burada 1 saat piyano çalarsan, hem dükkâna can gelir hem de üst kattaki boş odayı sana veririm. Kirayı da müzikle ödersin."

Damla, Haliç’in ışıklarına bakarken İstanbul’un sertliğini ama aynı zamanda hiç beklemediği anda sunduğu o cömert sürprizleri düşündü. Bu şehir zorluydu ama vazgeçmeyenlere her zaman bir çıkış yolu sunuyordu.

Dış referanslar

Kaynaklar

Bilgileri güncel ayrıntılarıyla doğrulamak için kaynak sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.

  1. istanbulgeceyasami.icuistanbulgeceyasami.icu